Yeni kitapBen Cahili YenememTüm D&R mağazalarında ve seçkin kitapçılarda

Deneme

Adını koyamadığın şey

"Bir tuhafım" demekle "kırgınım" demek arasında küçük ama önemli bir fark var. Bir duyguya ad koymak, onu biraz da olsa küçültüyor.

PaylaşWhatsApp X

"Nasılsın?" sorusuna en sık verdiğim cevaplardan biri uzun süre "bir tuhafım" oldu. Kötü değilim, iyi de değilim. Bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum. Sonra bir gün, birinin bana "Tuhaf derken? Üzgün mü, kızgın mı, yalnız mı?" diye sorduğunu hatırlıyorum. Cevap verememiştim.

UCLA'da yapılan bir çalışmada katılımcılara öfkeli ya da korkmuş yüzlerin fotoğrafları gösterilmiş. Bir grup bu yüzlere sadece bakmış. Diğer grup ise gördüğü duyguya bir kelimeyle ad vermiş: öfke, korku. Beyin taramaları, duyguya ad veren grubun beyninde, tehdide tepki veren bölgelerin daha sakin kaldığını göstermiş. Araştırmacılar buna duyguyu etiketleme diyor.

Ad koymak, tutmak demek

Bu bulgu bana çok tanıdık geldi. Adını koyamadığımız bir duygu, sisli bir oda gibi. İçinde ne olduğunu bilmiyoruz, bu yüzden her köşesi tehditkâr görünüyor. Ona bir ad verdiğimizde, ışığı açmış gibi oluyoruz. Duygu kaybolmuyor ama artık şeklini görebiliyoruz.

Üstelik bu adın ne kadar ince olduğu da önemli. "Kötüyüm" ile "hayal kırıklığına uğradım" aynı şey değil. "Stresliyim" ile "yetersiz hissediyorum" da. Duygularını daha ayrıntılı kelimelerle tarif edebilen insanların zor anları daha iyi yönettiğini gösteren araştırmalar var. Kelime dağarcığımız genişledikçe, iç dünyamızda daha rahat dolaşabiliyoruz.

Küçük bir alıştırma

Kendime bir alışkanlık edindim. "Bir tuhafım" dediğim anlarda durup şunu soruyorum: Bu his bir kelime olsaydı, hangisi olurdu? İlk aklıma gelen genelde fazla genel oluyor. Biraz daha zorluyorum. Kırgınlık mı, kıskançlık mı, sadece yorgunluk mu? Bazen iki üç kelime birden çıkıyor. Bazen de doğru kelimeyi bulduğum an, içimde bir şeyin gevşediğini hissediyorum.

Bu bir çözüm değil, bir başlangıç. Duygunun adını koymak onu ortadan kaldırmıyor ama onunla aynı odada kalabilmeyi kolaylaştırıyor. Çünkü insan, adını bildiği şeyle konuşabiliyor. Adını bilmediği şeyden ise sadece kaçabiliyor.

Diğer yazılar

Tüm yazılar →